kendimi anlatıyorum

1 Aralık 2011 Perşembe
annem beni öleyim diye dünyaya getirdiğinde ben çok küçüktüm, o ise şimdiki haliyle hemen hemen aynı boyuttaydı. annemdeki süregelen bu değişmezlik ben de inanılmaz bir değişim arzusuna yol açmış olmalı ki, doktorların normal olarak nitelendirdiği benimse olağanüstü olarak gördüğüm büyüme denen gerçeklikle her geçen yıl yoğruluyordum. oysa bu gece modern balenin, horonla yoğruluşundan bahsedecek ve bu gösterinin nepal'de bir sıra gecesinde gerçekleşebileceğini anlatacaktım. fakat annemin beni doğurması beni o kadar etkiledi ki; söyleyeceğim tüm sözler benim doğumum ve benim üstüme olacak. ben batının ahlaksızlığını aldığımda sadece 17 yaşımdaydım ve ilk saygısızlığım babamın önünde bacak bacak altına atmamdı. bu küçük terbiyesizlik babamın umursamazlığı ile birleşince, uykumda horlamaya başladım. aynı odada kaldığım abimin bu durumdan rahatsız olmaması üzerine bu alışkanlığımdan vazgeçtim ve kendimi beşeri bilimlere verdim. bu uğraşım esnasında ailemin kökenlerini araştırdığım bir gün, kendi köklerimi buldum. önceki hayatımda bir fotoğraf kadrajı olduğumu öğrendiğimde, ufak bir sarsıntı yaşamadım değil ancak bunu kabullenmek için dünya zamanı ile 5 saniye yetti. 5 saniye bir çok şey için yeterlidir aslında. bir şeye şaşırmak, bir şeye gülmek, bir şeye ağlamak, beşe kadar saymak.... 5-4-3-2-1 hangi fotoğrafın kadrajı olduğunu hala bulabilmiş değilim ve bundan hiç muzdarip değilim. önceki hayatım bu hayatım için bir önemsiz bir ayrıntıdan ibaret. ama nasıl bir kadraj olduğumu da merak etmiyor değilim. bu sebeple bir falcıdan beni hipnoz etmesini istedim bir keresinde. kahvenin yirmi lira falınsa bedava olduğunu söyledi. sonra gidip ona 3 kilo türk kahvesi aldım. bana ne iş yaptığımı sordu, ben de gidici olduğumu söyledim. siz gidicilerin ne iş yaptığını biliyor musunuz?

7 yorum:

ne dedim ben dedi ki...

müge anlıya çık o bulur senin hangi kadraj olduğunu

la petite mort dedi ki...

fokusunu kaybeden adam hikayesi vardı bi wudi elın filminde. (wudi: wud çalan kişi).

bi de ben evde yalçın abinin yaşlandırma tekniğini kullandım gene olmadı.

ne dedim ben dedi ki...

:))) smile smile smile

la petite mort dedi ki...

ne zaman birileri smile'dan hoşlanmadığımı anlasa smile kullanmaya başlıyor. eğer bir pokemon yetiştiricisi olsaydım smile saldırısı yaptırıp tüm smileları yok ederdim.

ne dedim ben dedi ki...

ben bu yazıyı gece ikiyi çeyrek geçe okumuşummm

la petite mort dedi ki...

okur okumaz yorum yaptıysan bundan sonrakileri kaçta okuduğunu söyleme ben bulurum.

ne dedim ben dedi ki...

tamam öyle yapalım