ve

19 Haziran 2016 Pazar
bir gün döneceğim...

almanak bölü elli iki

3 Nisan 2016 Pazar
bu hafta sonu yurt genelinde kitlesel ölümler olmadı, medyada insanlık suçları ile ilgili bir gündem oluşmadı. olduysa da ben duymadım. ağız dolusu küfürü hakeden tek şey kuponumu yatıran olimpik marsilya fc oldu. pikimin marsilyası. çok güzel şarkılar dinledim. bazılarını hiç duymamıştım. kimisini de duymuştum ama taa kaç yıl önce. fenerbahçe de puan kaybetti. bu hafta sonu güzel bi hafta sonuydu. bu hafta sonu gibi olun. kesin emirdir.


aslında sekiz martta yazılmış ama yayınlanamamış yazı

27 Mart 2016 Pazar
merhaba canım
ben patriark kolektif bilinçaltının adamıyım. umarım bayanlığınızı bilir yazıyı okumayı burda kesersiniz. biz de ağzımızdan köpükler şaça şaça sizi iğrendiririz. ancak siz okumayı bıraktığınız için bihaber halde evde sarma yaparsınız. ben zaten oldum olası bayanların okumasından rahatsız olurum da kimselere söyleyemem. modernlik bunu gerektirir. oysa bayan dediğin bayanlığını bilecek sadece sarma saracak. ben de onu yiyeceğim. çünkü sarma sarmak ve annelik kutsaldır. bayan olmak bunu gerektirir. okumayı gerektirmez. okullar bayan olmayanlarındır. ne güzeldir sadece erkek egemen okul. kahrolsun karma eğitim yaşasın sapık eğitim. sapık eğitim saplardan oluşan eğitim birliği. bi de kadın değil bayan. gay değil ibne ya da erkeksi lezbiyen.

tüyler ürpeten

19 Şubat 2016 Cuma
burda inebilir miyim dedim. olmaz dedi. kapıları kilitledi, gaza daha çok bastı. bir duman kapladı içeriyi. iç yolculuğa çıkardı beni. ruhumu gördüm orda. yani bir ruhu gördüm. ruh varmış, içerdeymiş. hep onun ben uyurken dış yolculuğa çıkıp yukardan beni gördüğünü hayal ederdim. görsel sanatlardaki tasvirlerden oldukça etkileniyorum sanırım. merhaba dedim. hiç dış yolculuğa çıkıp beni görmüş müydünüz dedim. hayır dedi. soğuktu. ruh içte ve soğukmuş. o an öğrendim. ben size inanmıyordum dedim. ne istiyorsun dedi. hiçbir şey dedim. yanlışlıkla yolum buraya düştü az ilerdeki trafik ışıklarında inecektim. şöför bey müsaade etmedi. o sebeple burdayım dedim. iyi dedi. konuşmadı başka. çok zayıf görünüyorsunuz kaç kilosunuz siz dedim. 0,021 dedi. ruh içte, soğuk ve inceymiş. o an öğrendim. ben sorarsam kısa cevaplar verecek gibiydi. başka soru sormayı düşündüm. vazgeçtim. ikimiz de şu şey her neyse etkisi geçse de gitsem diye bekliyorduk. havaya falan baktım. o da bir şeylerle oyalanıyordu. sonra zamanı geldi. dış yolculuğa başladım. gözlerimi hiç kapatmamıştım ama kendime geldiğimi hissettim. kendimi bir hoşgeldin ve sıcak bir gülümsemeyle karşılayıp camdan dışarı baktım. sahilden geçiyorduk. bir tane gemi de tersi istikametimize, karadenize doğru gidiyordu. burda inebilir miyim dedim. durdu kapıyı açtı. daha doğrusu dururken kapı da açılmaya başladı. indim. ruhumu sikeyim dedim. çok sıkıcıymış. ruh içte, soğuk, ince ve sıkıcıymış.


ucuz bilgelik

14 Ocak 2016 Perşembe
yine herkes gittiğinde, geride sadece ben kalacağım.

gelli gitli

16 Aralık 2015 Çarşamba
artık şiirler yok. şarkılar, resimler, yazmalar yok. safi an var. geçeni unutmuş. gelenini görmeyen. bir sokak kuytusunda kimbilir kaçıncı promil kanında, hangi keyif verici maddenin duyarlılığında algılar.
ve hayat, kimlik soran bir memur gibidir. çok fazla dolanmayın buralarda diyen. o anı sikip atan.

hayır hayır şarkılar var. şiirler de...


kanun madde fıkra bent deresi

17 Kasım 2015 Salı
bir avukat sevdiği olması olası berikine söylüyordu.
"ben seni emsal gösteririm de, benzerin yok ki senin."
ne kadar naif, ne kadar hukuki.


özlemle andıklarımız

10 Kasım 2015 Salı
bazı günler unutulmaz. hayır hayır liderlerden, devlet kurucularından ve ya mühim insanlarla ilgili bir kayıptan bahsetmiyorum. bazı günler unutulmaz; kişisel tarihlerinde kişilerin. bugün öyle bir gün değil. en azından benim için. takvimde bir gün sade. az sonra kendimle çelişeceğim. kişisel tarihimde unutulmaz dediğim pek çok günün tarihini hatırlamıyorum. hangi güne denk geldiğini de biraz düşünerek bulabilirim. belki. unutulmaz günler de bugün gibi. takvimde bir gün sade. tek farkı, geriye kalanlar takvimlere sığmıyor. sobanın üzerindeki kestanenin pişmesini beklemek gibi.


ses

22 Ekim 2015 Perşembe


bunu okuyan bunu dinlesin

kaderli yazı

20 Ekim 2015 Salı
o her zamanki sakin ve ifadesiz haliyle bir roman karakterini andırıyordu. hangisi olduğunu okuyanlar biliyordu. oysa çok yorgundu, vücudunda bazı yerler ağrıyordu. bir önceki gece sokaktaki serserilerden yediği dayakla ilgisi var mıydı yok muydu bu ağrıların sorgulamadı. diğer binlerce şeyi de sorgulamadı. sadece dinlenmek istiyordu, uyumak ve ertesi sabaha kalkmamak. çok büyük olasılıkla kalkacaktı ama olsun alışmıştı sabah kalkmaya. özellikle de sabah kalkmamayı umduğu gecelerde. bir gece belki diyordu. içinden bir sabaha kalkmamak kaderimse o gecenin olmasına kim engel olabilir ki diyordu. bir gün onu bırakıp giden sevgilisine de aynı şeyi söylemişti. sen benim kaderimsen benle olmana kim engel olabilir ki. gitmişti sevgilisi. kaderi değilmiş.

10.10.2011 adnan menderes havalimanı

7 Eylül 2015 Pazartesi
nasıl bir kaosun ortasında yaşadığımı fark ettikçe dehşete düşüyorum. birileri bir tarafa gidiyor, birileri aksi tarafa, muazzam bir gürültü her hareket. bu kalemden bile ses geliyor. bu hareketlilik dayanılacak şey değil. eğer tanrı varsa ona gerçekten acıyorum; tüm bunları bilmek zorunda olduğu için.
nasıl bir kaosun ortasında yaşıyorsak, bunu farkında bile olmadığım zamanlarda kaosun gücünden korkuyorum. huzurun imkansız olduğu bir evrende huzur bulabileceğimi zannederek kaos tarafından kandırılıyorum.
nasıl bir kaosun ortasındaysak, gelsin beni dışarı çıkarsın kaos. kendi yanına götürsün ve nasıl bir kaossa o...
eğer tanrı varsa bu kaosu yaratan ya da kaosun yarattığı ona gerçekten acıyorum.