tolkbadi

16 Kasım 2012 Cuma


vücudumdaki demirbaşları saydım. sonbahar yaz kış ilkbahar. milli eğitim müfredatına girmiş bir organım dedi ki; eğer ilk bahar ve kış arasında yazsaydın bu senin son bahar yazın olurdu. hiçbir şey anlamadım. bir dalağa neden güveneyim ki. alındığında melankoliye sürükleyen bir organa hem de. (not: bu bilgiye güvenebilirsin)

saatlerce konuşasım ve bira içesim var. tanımadığım biriyle konuşasım var. ortak bir tanışımız olmayan, aynı yerlerde çocukluğumuzu geçirmediğimiz birine. mümkünse dilsiz olsun. çünkü önce ben konuşacağım. mümkünse sağır olsun. küfür ettiğimde toplumsal da olsa bir baskı bakışına maruz kalmak istemiyorum. ona saatlerce obama'nın neden bir kere daha seçildiğini anlatmak istiyorum ya da ibrahimoviç'in dünkü maçta attığı golü. mümkünse kör olsun. gözünde canlandıramasın anlattıklarımı.

sonra o anlatmaya başlasın. mümkünse çok konuşsun, dili yeni açılmış lal misali. hiç susmasın ve ben reis çelik'in an itibari ile son filmi lal gecenin adınında geçen lal'in renk değil de sessiz anlamına geldiğini filmin ingilizce adını gördüğümde anladığımı anlatmak isteyim. ama o buna mahal vermesin. duyduğu en ufak bir sesin hikayesini bile anlatsın bana mesela dalganın vurduğu taşın hikayesi olabilir. belediye sahili biçimlendirmek adına onu oraya koymadan önce nerdeydi ve ne yapıyordu o taş. hangi coğrafyanın mahsulüydü ve jeofizik mühendisleri kendisinden nasıl bir kayaç diye bahsediyordu. bana gördüğü her şeyi anlatsın, her şeyi ama. piksel piksel. bunu beni pikseler anlatmam diyeceği şeyleri bile.

4 yorum:

bilge güneş dedi ki...

isviçreli bilim adamlarına güven istediğin şeyi sana vereceklerdir zamanı geldiğinde

pistisvejanus dedi ki...

seve seve bu saydıkların ben olabilirim bebişim

la petite mort dedi ki...

bilge: beni türk hekimlerine emanet etsinler.
pistis: bira da içecek miyiz

ne dedim ben dedi ki...

tanımadığın biriyle sohbet etmek harika ama o,sonra da tanımadığın biri olarak kalacaksa tabi (bence yani )