ve şarap geç saatlerde

20 Eylül 2014 Cumartesi

açılmış bir şişe şarabın sonu mutlak bitmektir. en azından bu evde. herkes gider geriye biraz blues ve neşet ertaş kalırken, olanca yanlışlığa değil de olanca yalnızlığa isyan edilmez. sus pus olunur. susuş ve pusuş siyasi bir haritanın birbirine asla kavuşamayacak iki aynı rengi gibi hüzünlüdür. yalnızsanız, az önce bir şarap açılmışsa hüzün her tarafta olabilir. mistiklerin her yerde aradığını araması gibi. yağmurlu bir havada asla dağılmayan kent bulutları gibi. bulutlar ancak ve ancak uyuduğunuzda dağılır. evlerine yani başka insanların evlerine gidip onlara hüzün yahut huzur verirler. köprünün ortasında arabayı durdurup öylesine aşağı bakma isteği çok kuvvetli bir güdüdür. bu güdüyü aşmak için daha güçlü başka şeylerin yaratılması gerekir. mesela eve gidip işeme güdüsü. ey gidinin güdüsü, fiziksel ihtiyaçlar, ruhani ihtiyaçların önünde gider. oysa boğazdan geçip giden her gemide geçmişe ait bir iziniz olabilir. lütfen onlara dikkatli bakınız. deniz yolları kutsaldır. size pek çok istediğinizi getirebilir. bunu bir düşünün lütfen. daha sonra üstüne tartışabiliriz. devinim algılarımızın çok daha üstünde muazzamdır. bir o kadar da önemsiz. sizin bir bebek dünyaya getirmeniz, bir doktor için sadece bir bebek daha doğurtmak olabilir. her iz sanılanın aksine geçicidir. kabullenişin gücü tüm devinimi ve güdülerinizi yenebilir. onunla bilek güreşi yapmamanızı tavsiye ederim.

2 yorum:

Aze dedi ki...

Şarkı da güzel, yazı da...Biraz blues ve Neşet Ertaş iyidir."olanca yanlışlığa değil de olanca yalnızlığa isyan edilmez" bu cümle de bir tuhaflık yok mu? Ben anlayamadım ya da?

la petite mort dedi ki...

şair burda ne anlatmak istemiş acabayı bir gece vakti elinde şarap kadehi ve müzik dinlerken civarda da kimse yokken sorsan belki, tırnaklar arasında kalmış cümlelerden anlam fışkırır. belki de fışkırmaz. denk gelme bunlar hep.