sen ölürsen
ben ölemem
ölmek için yaşamak gerek
sensizlik demek
yaşamamak demek
masalların altında
22 Mayıs 2010 Cumartesi
bir barda oturuyordum dün gece, yanıma kırmızı başlıklı bir kadın yaklaştı. bir bira ısmarlarsan sana masal anlatırım dedi, otur dedim.sen kırmızı başlıklı kız mısın yoksa dedim? koca kadın olmuşsun. sen de dedi kocaman adam olmuşsun. ee neler geçti başından anlatsana dedim. hiç sorma dedi. senin dinlediğin zamanlardaki gibi temiz değilim artık dedi. o avcı vardı ya, beni kurdun midesinden çıkaran, sübyancı bir sapıkmış önce tecavüz etti bana sonra da sattı pezevenk. anneannem, annem ses çıkaramasın diye verdi üç beş kuruş. onaltıma geldiğimde çocuk aldırdım, babası öldürmekle tehdit etti beni, babası dediysem öyle adam gibi adam sanma avcıdan sonraki pezevengimdi benim, uyuşturucu illetine de onun zamanında başladım, beş lira için kaç adamla yattım biliyor musun? beş lira diyorum bir paket sigara parası. haplanıp gelmiş bi gün bu, çocuğu aldırdıktan sonra, elinde bıçak hiç çocuk sahibi olmayım diye rahmimi kesecekmiş. iki kere savurdu aha şuraya kasıklarıma doğru yere yığılmışım zor aldılar elinden bıçağı herhalde. bir hafta hastanede yattım. para istedi hastane nerden bulayım o kadar parayı kaçtım gene sokaklara, vesika alayım dedim bi ara keranede çalışırım, orası da başka bir pislik 22 yaşımdayım şimdi ama daha yaşlı gösteriyorum değil mi diye sordu. bi şey diyemedim kafa salladım sadece. demek benden küçüktü. ee dedim diğerlerinden haberin var mı? olmaz olur mu dedi. pamuğu görüyorum o da aynı yoldaydı benimle onu da prens düşürmüş, bi ara aynı adamla çalıştık, ama sonra o gitti, en son birisinin dostu olmuş diyorlar adam buna ev falan tutmuş, zenginmiş falan filan... alaattin ne oldu dedim haberin var mı? bıçakladılar onu öldü geçen kasımda ameliyat parası biriktiriyordu kadın olacaktı, en son ölmeden bir ay önce görmüştüm çok zor diyordu böyle yaşaması, bıktım artık.belki de intihar edecekti, külkedisi gibi. aa dedim o da mı öldü? tabi dedi o garipte bir divane oldu, kafayı kırdı sonunda bileklerini kesti. ayakkabısı oldu ya kralın oğlu evlendi onunla sonra herifçioğlu başka karılara gitti ne yalan söyleyim bana da geldi üç beş kez parası vardı, ama içkiden kumardan kalkmıyordu başı, para kaybeder bunu döver, içer bunu döver, çok çocuk istedi külkedisi hayata tutunacak bir daldı çocuk onun için ama olmadı işte vermedi allah, dayanamadı kafayı kırdı belki de kocası çok vurdu da delirdi, bi gün herif bi gitmiş eve kız yatakta yanında oyuncak bebek her yer kan içinde.bileklerini kesmiş anlayacağın. ali baba ne yapıyor dedim? içerde o dedi her yol vardı onda da haramilerle bir oldu mafya oldu, benim pek aklım ermez ama kara para mı ne aklıyormuş, bi para mevzusu olmuş şimdi içerde ama çıkar herhalde bir iki yıla. çıksa ne olacak ki yine girer.
birası bitti. bana müsade dedi. sağol bira için de. sen sağol dedim. gitti. kim bilir bu gece nerde, kiminle ve sigarası var mı?
bağımlılık bildirisi
3 Nisan 2010 Cumartesi
özgürlüğümü alıyorum ellerime
sana veriyorum
al istediğini yap
ben sadece seni istiyorum
kalbimde istiyorum
içimde istiyorum
işte tam burda istiyorum
ben bağımlılığımı istiyorum
her şeyimi veriyorum
seni istiyorum
sadece seni istiyorum
ben sadece seni istiyorum
sana veriyorum
al istediğini yap
ben sadece seni istiyorum
kalbimde istiyorum
içimde istiyorum
işte tam burda istiyorum
ben bağımlılığımı istiyorum
her şeyimi veriyorum
seni istiyorum
sadece seni istiyorum
ben sadece seni istiyorum
kıyamet tasvirleri - dies irae manzaraları olarak da bilinir
çıplaklık inecek gökyüzünden
tüm çıplaklığı ile belli olsun diye her şey
buram buram ter kokacak
kadın teri, erkek teri...
bir sevişme arzusudur tutacak bedenleri
elini tutacağım tüm çıplaklığımla
kulağına fısıldayacağım:
-kıyamet gün batımında olacak demiştim sana, insanlar sonrasında sevişsinler diye
çıplaklık inecek yeryüzüne
melekler sahneyi hazırlayacaklar
buram buram ter kokacak
kutsal kitap bağıracak:
-tek bir kişinin pis kokusunu duymayacak bazıları
elini tutacağım tüm varlığımla
kulağına fısıldayacağım:
-kokmuyorsun, ter kokmuyorsun
melekler sahneyi hazırlayacaklar
ayaklarımızı uzatacağız denize doğru
kulağına fısıldayacağım:
-dünya en güzel denizin üstünden batar, sen kokmuyorsun
elimi tutacaksın tüm çıplaklığınla
kulağıma fısıldayacaksın:
-şu karşıdaki duvar araf değil mi?
elimi bırakmadan koşmaya başlayacağız denizin üzerinde
duvara tırmanacağız
ayaklarımızı tekrar denize uzatacağız
kulağına fısıldayacağım:
-sonsuza dek burda sıkışıp kaldık, seninle, neden daha önce kopmadı ki bu kıyamet
dünyanın batışı en güzel araftan seyredilir
sahneyi en iyi gören yer burası
elini tutacağım tüm yokluğumla
(arafta sıkışanlar yokturlar artık, kokuyu duysalar da)
kulağına fısıldayacağım:
-sana bakınca kokmuyor hiç bir şey, sana bakacağım sonsuza kadar, neden daha önce kopmadı ki bu kıyamet
şarap yağacak gökten, sana beyaz, bana kırmızı,
günah yağacak gökten sahneye
izleyip izleyip güleceğiz.
-baksana şu bizim günahımız değil mi, cehennemde neden değiliz?
kutsal kitap bağıracak:
-o gün herkesin günahı sahnelenecek; kokusunu duymayanlar birbirinin, sonsuzluk sizindir!!!
tüm çıplaklığı ile belli olsun diye her şey
buram buram ter kokacak
kadın teri, erkek teri...
bir sevişme arzusudur tutacak bedenleri
elini tutacağım tüm çıplaklığımla
kulağına fısıldayacağım:
-kıyamet gün batımında olacak demiştim sana, insanlar sonrasında sevişsinler diye
çıplaklık inecek yeryüzüne
melekler sahneyi hazırlayacaklar
buram buram ter kokacak
kutsal kitap bağıracak:
-tek bir kişinin pis kokusunu duymayacak bazıları
elini tutacağım tüm varlığımla
kulağına fısıldayacağım:
-kokmuyorsun, ter kokmuyorsun
melekler sahneyi hazırlayacaklar
ayaklarımızı uzatacağız denize doğru
kulağına fısıldayacağım:
-dünya en güzel denizin üstünden batar, sen kokmuyorsun
elimi tutacaksın tüm çıplaklığınla
kulağıma fısıldayacaksın:
-şu karşıdaki duvar araf değil mi?
elimi bırakmadan koşmaya başlayacağız denizin üzerinde
duvara tırmanacağız
ayaklarımızı tekrar denize uzatacağız
kulağına fısıldayacağım:
-sonsuza dek burda sıkışıp kaldık, seninle, neden daha önce kopmadı ki bu kıyamet
dünyanın batışı en güzel araftan seyredilir
sahneyi en iyi gören yer burası
elini tutacağım tüm yokluğumla
(arafta sıkışanlar yokturlar artık, kokuyu duysalar da)
kulağına fısıldayacağım:
-sana bakınca kokmuyor hiç bir şey, sana bakacağım sonsuza kadar, neden daha önce kopmadı ki bu kıyamet
şarap yağacak gökten, sana beyaz, bana kırmızı,
günah yağacak gökten sahneye
izleyip izleyip güleceğiz.
-baksana şu bizim günahımız değil mi, cehennemde neden değiliz?
kutsal kitap bağıracak:
-o gün herkesin günahı sahnelenecek; kokusunu duymayanlar birbirinin, sonsuzluk sizindir!!!
küçük büyük ilişkiler ölümle doğumla
21 Şubat 2010 Pazar
doğum küçükken bir bebeğin dünyaya gelmesinden ziyade bir arkadaşın dünyaya gelmesiydi
ölüm büyükken bir yaşlının dünyadan gitmesinden ziyade bir
arkadaşın dünyadan gitmesiydi
ölüm büyükken bir yaşlının dünyadan gitmesinden ziyade bir
arkadaşın dünyadan gitmesiydi
yabancı bir tür
23 Ocak 2010 Cumartesi
neden yazamıyorum sana biliyor musun küçük ölüm. asker ettiler beni de ondan.nöbet tutarken bazı bazı geliyorsun hah diyorum evde olsam sana yazardım. sonra bir hayat telaşı unutup gidiyorum yazacağım şeyi. arada geliyorum çarşıya sevdiğimi görmek varken buraya yazmak ne cüret. bunu diyen : "bugün aklıma geldi de izmir'in ne kadar küçük bir kısmı bana yetebiliyormuş meğer. seninleyken sanki daha büyüktü bu şehir. naptın kocaparça, şehrin bir ucundan koparıp da mı gittin?"
bunu duysun: seni seviyorum.
bunu duysun: seni seviyorum.
bir ölüme üzülüş
1 Aralık 2009 Salı
aksi kanıtlanmadıkça yalnızdır insan
sadece birileri vardır yanında
o da bir umut
aksi kanıtlanmadıkça sevilir insan
mutlaka birileri vardır seven
o da bir mutlak
aksi kanıtlanmadıkça üzülür insan
ölen birisinin ardından insansa, ölen
o da bir ihtimal
sadece birileri vardır yanında
o da bir umut
aksi kanıtlanmadıkça sevilir insan
mutlaka birileri vardır seven
o da bir mutlak
aksi kanıtlanmadıkça üzülür insan
ölen birisinin ardından insansa, ölen
o da bir ihtimal
belki de son
24 Kasım 2009 Salı
bir silgi aldım elime
büyükçe bir silgi
savurdum elimi havada
epeyce bir zaman
sildim gökyüzünü
ona bakmayı
yağmuru bilmeyi
elimde silgi
üç tane kuş gördüm
havalanıverdiler birden
durun kuşlar durun
büyükçe bir silgi
savurdum elimi havada
epeyce bir zaman
sildim gökyüzünü
ona bakmayı
yağmuru bilmeyi
elimde silgi
üç tane kuş gördüm
havalanıverdiler birden
durun kuşlar durun
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
